
RESUL RZAYEV
RESİM ÇALIŞMALARI
Resim çalışmalarımın konularını doğanın içinden seçmeye özen göstermemin sebebi doğanın eşsiz ve zengin bir konu deryası olmasıdır. Bu nedenle doğadan seçtiğim konuları hayal gücümle birleştirerek plastik elemanları kullanarak ve soyutlayarak tablolara yansıtmayı amaçlamaktayım.
Hâlihazırda “Siluetler”, “Yansımalar” ve “Dağlar” olmak üzere toplamda 24 eserden oluşan üç seri oluşturmuş bulunmaktayım. Bu serileri oluşturmaktaki amacım insanın doğanın bir parçası olduğunu, doğadan ne kadar uzaklaşıp soyutlansa da yine de doğa ile bağlantılı olduğunu göstermektir.
İnsanın mutlu ve huzurlu olmasını sağlayan doğanın temiz ve pozitif aurasıdır. Metropollerde stres içerisinde yaşamını sürdüren insanlar bir süre sonra kendilerine huzurlu olabilecekleri yerler aramaya başlar ve bir anda dört yanı yeşilliklerle ve suyla kaplı bir dinlenme yerinde bulurlar. Şehir içerisinde yaşayanlar spor yapmak için nasıl koşu yapıyorsa kent dışında yaşayan insanın da doğa içerisinde ayakta kalması için çaba göstermesi gerekir. Bu iki içgüdü bizi sonunda doğanın merkezine götürür. Her iki insan da istediğini elde etmek için doğayı seçer.
Siluetler serisinin ortaya çıkışı bir kara parçasının yalnız kenar çizgileriyle beliren görüntüsü ile ilintilidir. Daha çok şehirlerin, dağların, belli yükseklikleri olan coğrafi elemanların panoramik görüntüleri için ayrıntıdan arındırılmış siluet tabirini kullanmak daha yerinde olacaktır. Siluet kavramını tarihte ilk kullanan Fransız politikacı Étienne de Silhouette’dir. Siluet, güneşin sıcak renklerine kavuştuğu ve ışığın kara parçalarını okşadığı süreçte sahilde yürüyüş yapan bir insanın görebileceği olası manzaralardan biridir. Bu bir insanı iki şekilde etkiler; birincisi gözünü rahatsız ettiği için derhal bakış açısını değiştirmek gereksinimi duyar, bir diğeri ise bundan olumlu bir şekilde etkilenip onu fotoğraf makinesi ile kadraj alıp belgelendirmesi ve ileri ki sanatsal çalışmalarında kullanması yolu ile olur. Benim bu seriyi ortaya çıkarmadaki etkileşimim ikinci seçenek ile olmuştur. Resimlerimde, arka planda bulunan tek renk baskınlığı, ön plandaki hareket ve formların ana öğelerini ortaya çıkarmaya katkıda bulunmaktadır. Çalışmalarımdaki ana tema da doğanın yeniden yaratılabilir ve değiştirilebilir olduğudur. Resimlerimde yansıtmaya çalıştığım; insanların içinde bulundukları doğayı değil, gözlerini kapattıklarında zihinlerinde canlandıracakları doğayı görmelerini sağlamak ve aynı zamanda bilindik doğa resimlerinin dışında bir bakış açısı getirmektir.
Siluet serisinde az çok gördüğümüz suya düşen yansımalar bir sonraki seriyi oluşturan detaylardır. Su üzerindeki yansımaları fark etmeme içinde bulunduğum şehrin büyülü havası sebep olmuştur. Benzer yansımalarla karşılaşmak su ve ışığın bulunduğu her yerde mümkündür. Fakat bu doğa olayı beni şehrin egzotik büyüsünün peşine düşürmemiş, böylece bu izin peşinden giden diğer kişilerden ayırmıştır. Kompozisyonlarımın ana öğeleri; düz yüzeyler, zaman zaman hareketli gibi görünse de düzenli tekrarlardan oluşan fırça vuruşlarıyla oluşturulmuş arka plan ve onu gerek renk gerekse hareket ve form olarak tamamlayan ön plandan oluşmaktadır. Tıpkı su ve ışığın bir yüzeyde birbirlerini tamamlayarak ışıklı ve ışıksız alanların soyut formlara dönüşmesi gibi resimlerimde de ışık ve ışıksızlık, gün ışığının aksine rengin tamamlayıcı yapısıyla ilgili olmuştur.
Dağ soyutlamaları yukarıda bahsettiğim üç serinin son ve bağlantı noktasıdır. Bu seride, siluetlerde ara sıra denk geldiğimiz dağ ve tepelerden bir kadraj alarak onları farklı bir bakış açısıyla yorumlamam gerektiğini düşündüm. Bu nedenle de dağların o sert, keskin ve çıkıntılı dokularından ilham aldım ve onları tuvalde spatulanın yardımıyla yansıttım. Arka planın yumuşak ve homojen renk yayılımı ön plandaki spatulanın dışavurumu öne çıkaran etkisini ortaya çıkarmaktadır. Resimlerimde daha çok renklerin coşkunluğu büyük rol almaktadır. Renkler ne kadar canlı ne kadar çeşitli ve dokusal olarak zengin olursa resimlerimin görünüşü de plastik açıdan o kadar yetkin olmaktadır. Bu dağlar serisine başlamamda önce beni etkileyen ve yönlendiren en önemli etken Alman ressam Herbert Brandl’ın eserleri olmuştur. Onun resimlerindeki etkiler ve dokular bana ilham kaynağı olmuştur. Dağ resimlerine farklı iklim ve hava değişiklikleri eklendiği zaman resme daha zengin bir doku kazandırarak görsel etki artmaktadır. Bu şekilde farklı yerlerde bulunan dağların jeolojik ve meteorolojik etkilerini de gözlemleyip yine dağların bulunduğu coğrafik konuma bağlı olan değişimlerini resimlerde yer yer spatulanın yer yer fırçanın yardımı ile oluşturmaktayım.

K.Ü.Y.B 27X17, 2015

K.Ü.Y.B 27X16, 2015

TUVAL ÜZERİNE YAĞLIBOYA 100X140, 2013

K.Ü.Y.B 27X17, 2015